• BIST 95.671
  • Altın 191,709
  • Dolar 4,6935
  • Euro 5,4721
  • Ağrı 16 °C

Hipnoz Nedir..

Mehmet Emin Kızgın

Hipnoz Nedir? Hipnoz telkin ve transın bir arada olduğu farklı bir bilinç halidir. O halde trans ve telkini ayrı, ayrı irdelememiz gerekiyor. Sanılanın aksine trans ve telkin insan yaşamının vazgeçilmez unsurları.

TRANS: Hayatın bir çok anında var olan trans hali, dikkatin bir noktaya toplanarak, beynin iç konuşmalarda dahil olmak üzere dışarıdan gelen milyonlarca uyarana ya kapatılması yada asgari seviyede azaltılması sonucu dinlendirilmesidir. Trans halinde; dikkat kesildiğimiz şey dışından gelen ağrılı uyaranlardan, işitme, görmeye kadar birçok uyaranı fark etmeyiz. Trans hayatın hangi anlarında var dır? Bu durum ilgi alanımıza göre değişmekle beraber, bazılarımız bir futbol maçına gidip takımını desteklerken, bir kısmımız çok beğendiği bir kitabı okurken, diğer bir kısım etkileyici bir film seyrederken, meditasyon yaparken, sevdiğiniz işi yaparken, kimileri dans ederken, spor yaparken, aşık olduğunuz bir insanla çıkarken vb transa gireriz. Bu örneklere binlerce yeni ilaveler yapılabilir. Transa girdiğimizin en güzel göstergesi vaktin nasıl geçtiğini anlamamamızdır. (Film o kadar güzeldi ki vaktin nasıl geçtiğini anlamadım. Kitap öyle sardı ki zaman su gibi akıp geçmiş. Ya da sizi rahat hissettiren birinin yanında vakit nasıl geçer anlamazsınız). Trans hali, yani beynin dinleniyor olması mutluluk halidir. Bunun tersi olan depresyonda insanlar iç konuşmalarla beyinlerini yorarlar. Duygusal zeka kitabında Daniel Goleman trans halini akış hali olarak tanımlıyor ve akış halinin ortam, kişi vs. ile uyumlu olması gerektiğini belirtiyor. Trans halinde en önemli özelliğimiz telkine çok daha açık hale geliyor olmamızdır. Bunun nedeni de iç konuşmalar ve dış uyaranların olmadığı ya da azaldığı sakin dinlenmiş bir beyinin var olmasıdır. Hipnoz anında transın derinliği (letarjiden somnambulizme kadar) farklı olmakla birlikte beyin dinlenmekte ve telkine açık hale gelmektedir. Tarih boyunca insanlar bir çeşit trans hali gerçekleştirmek amacıyla birçok kimyasal madde kullandılar; bunlardan en çok bilineni halen çok sık tüketilen alkoldür. 

TELKİN: Telkinde, trans gibi hayatın her anında var olan bir durumdur. İnsan öğrenen bir canlıdır. Öğrenme ya bizzat yaşayarak, ya telkinle, ya da çocukların öğrenme şekli olan modelleme ile gerçekleşir. Ebeveynlerimiz, öğretmenimiz, arkadaşlarımız, dini inançlarımız telkin eder. Örnekleri, bunlar gibi binlerce çoğaltabiliriz. Atasözlerimizde de telkinle ilgili mesajlar vardır (Birine kırk kez deli dersen deli olur, Bir musibet bin nasihatten iyidir, vs.). Telkin yapılan kişi telkin yapana direnç geliştirmişse telkin tam ters bir etkide yapabilir. Bu nedenle telkin olumlu mesajlar içermeli, uyum içerisinde ilgi ve dikkatin toplandığı bir anda verilmelidir. Telkin insanların deneyimlerinin, doğruların ve yanlışların aktarıldığı sözlerdir. Sosyal bir canlı olan insan iletişim anında karşısındakine telkinde bulunur. 

HİPNOZ NEDİR? 

Sonuç olarak; hipnoz hem trans haliyle, hem de telkinle hayatımızın bir parçasıdır. Hipnozun tanımını yapacak olursak; telkinle trans, trans da telkindir diyebiliriz. 

HİPNOZUN SÖZLÜK VE MİTOLOJİK ANLAMLARI

Şiddetli ruhsal ve fiziksel unsurlar taşıyan kombine hastalıklarda en akılcı tedavi formu tıbbi veya cerahhi tedaviyle birlikte psikoterapidir. 

Hekimler sadece organik problem ortadan kaldırıldı diye hastanın iyileştiğini düşünmemeli, mevcut olabilecek ilgili psikolojik semptomları da ortadan kaldırmaya gayret etmelidir. Hasta bir bütün olarak tedavi edilmelidir. Ayrı ayrı tedavi etmek için organik ve psişik kısımlara ayrılamaz. Ayrı değil tek bir yapı gibi tedavi edilmelidir. Fiziksel hastalığı ihmal ederek, psikoterapi yapmanın affedilmez bir hat a olduğunda da herkes birleşiyor. Fakat, hastalığın sadece fiziksel özellikleriyle ilgilenip emosyonel yönlerini ihmal etmek de aynı derecede hatalıdır. Böyle yapmak sıklıkla psikonevrozu derinleştirir.

İçeriden ya da dışarıdan gelen uyarılar şahsın psikolojik durumu ve davranış durumuyla sürekli bir karşılıklı ilişki halindedir.

Psikosomatik kavramı, şikayetlerin meydana gelmesinde ruh ve vücut fonksiyonları arasındaki ilişki demektir. Bazı hastalıklar, hastanın dıştan ve içten maruz kaldığı baskı ve gerginliklere karşı dinamik, sürekli değişen adaptasyonlar gibi incelenmeli ve tedavi edilmelidir.

Değişik durumlarda çeşitli psikoterapi metodları kullanılabilir. Fakat belki en hızlı ve Teorik olarak emosyonel komponentle ilgili olan herhangi bir rahatsızlıkta psikoterapi kullanılabilir. Bu, hem emosyonel bozukluğun hastalığın meydana gelmesinde bir faktör olduğu durumda, hem de sadece organik bozukluğun, bir sonucu olduğu durumda geçerlidir.

Sıradan hekimin, uzun süreli ilgili psikiatrik tedaviyi yapmaya zamanı yoktur. Fakat sempatik bir hekim kafasını ve kişiliğini kullanarak başka hiç bir şeye ihtiyaç duymadan birçok hastalığı teşhis ve tedavi edebilir. Birçok hastalığın tedavisinde psikoterapi vazgeçilmez bir yardımcıdır. Her hekim bunu elinden geldiği kadar yapmalıdır.
Hekimin kullandığı en önemli tedavi aracı bizzat kendisidir ve davranışları sıklıkla reçetelerinden daha etkilidir. Ustaca uygulanan psikoterapi, uygun geleneksel tedavi ile birlikte, yapıldığı hastaya çok şey sağlayabilir. Birçok rahatsızlıkta hipnoz tedavisiyle çok şey başarılabilir. İlk sebebin emosyonel olduğu vakalarda, hipnoterapiyle en iyi sonuçlar beklenebilir. Organik kompononterlerin baskın olduğu vakalarda umulan sonuçlar daha kötüdür.

Şikayetler ilk olarak psikolojik tabiatlı olduğu zaman, psikoanaliz teorik olarak daha mantıklı bir tedavi metodudur. Fakat tamamlanması için oldukça uzun zamana ihtiyaç duyulabilir.

Şikayetlerin tedavisi, hastayı daha fazla psikoterapiye razı eder, hem işinde hem de evinde çevresine uyumunu sağlar.

Hipnotik transtaki şahsın temel özelliği, telkine artmış cevap vermesidir. Hiç kimse telkine karşı tam bağışık olamaz. Herkese bir dereceye kadar telkin yapılabilir. Fakat telkine boyun eğme, yanlış olarak saflık gibi anlaşılmamalıdır. Bilinçli durumda bu ruh durumumuza, arzularımıza ve çevremize göre değişir. En büyük avantajlardan biri akılcılık, direnç, isteksizlik ya da bilinçli düşünceyle reddetme tarafından tedavi kazançların engellenmesi olmaksızın , bilinçaltı düşüncesini inceleme fırsatıdır. Hipnozun kullanılması, bilinçli durumda iyileşmeyi geciktirebilen önyargı, muhakeme ve emosyonel direnci ortadan kaldırır. Bu yüzden hipnoz dışı metodlara kıyasla tedavi için gereken zaman azalır.

Şikayetlerin ortadan kaldırılmasıyla ruhsal gerginlik azaltıldığı zaman arasıra görülmektedir ki, zihin daha sonra kendi yolunu normale geri döndürebiliyor. Ruhsal gerginlik, stress ve korku iyileşmeyi engeller ve hipnozla bunların ortadan kaldırılması doğal iyileşme eğilimini güçlendirir. Hastanın yavas yavaş hayatın stresslerine karşı uygun bir tavır almasını da sağlar.

Hipnoz esnasında bilinçaltı düşüncesini yeniden şekillendirme ya da yeniden eğitimin diğer bir metodu bir alışkanlığın yerine başka bir alışkanlığı koymaktır. Şikayet yatıştırmada; arzu edilmeyen mental ya da fiziksel bir davranışın yerine daha kabul edilebilir başka birisi konur. Örneğin kaşınmanın yerine fiziksel eksersiz yapma arzusu konabilir. Bununla beraber yerine konan semptom, yerine konulduğu semptomla aynı psikolojik büyüklük ve kıymette olmalıdır.

Bazı vakalarda direkt telkin ya da semptom yatıştırma yeterli olabilir, diğerlerinde analizin bir derecesini uygulamak gerekli görülür. Şahsın çevresiyle emosyonel ihtiyaçları arasında genellikle bir tezat vardır. Her birimiz karmaşık arzu ve uyarıları bir labirentiyiz. Baskılanmış korku, nefret, sevgi, öfke, anksiete, kıskançlık, suçluluk duygusu, hayal kırıklığı ya da bazı başka sıkıntılar bilinçten silinebilir, fakat bilinç altına işleyerek, fon ksiyonel bozukluklar olarak ortaya çıkan karışıklıklar yaratabilir. 
Hipnoz, bu etkenleri ortaya çıkarmak ve anlamak ya da yeniden düzenlemek için yol gösteren, bilinç altına ulaşma vasıtasıdır. Emosyonel stres, bilinçaltı sorunları yüzünden arttığı zaman hasta bundan habersizdir. Bu yüzden ona karşı koyması mümkün değildir.
Bilinçaltına hapsedilmiş kötü olayların hatırlanması ve ifade edilmesi sıklıkla dramatik bir iyileşme sağlar. Baskılanmış bu kötü olaylara ve düşüncelere karşı hastanın bilinçli ilgisi bir ruhsal bozukluğu ve şikayeti tamamen ortadan kaldırabilir.

Bundan dolayı, hipnoz altında semptomlar şu yollarla tedavi edilebilir.

  • 1) Direkt ya da indirekt telkin yoluyla,
  • 2) Semptom yatıştırma yoluyla,
  • 3) Altta yatan tezatlara bilinçli bir ilgi sağlama yoluyla,
  • 4) Her üç tekniğin kombinasyonu yoluyla veya diğer teknikleri kullanma yoluyla.


Hipnoz yapma tekniği güç değildir ve çeşitli yollarla başarılabilir. Uygun kullanılan hipnozla bazı hastalıklar ortadan kalıdırılabilir. Birçok değişik hastalık iyileştirilebilir. Hipnoz, ruhsal gevşeme, ağrı kesici, uyuşturucu, yatıştırıcı ya da şikayet yok etme amacıyla kullanılabilir. 

Hekimler hipnozun her derde deva bir ilaç olmadığını, fakat akıllıca seçilmiş vakalarda geleneksel tedaviye kıymetli bir yardımcı olduğunu anlayacaklardır.

Özel pratikte, bedensel hastalığı olan hastalar, psikosomatik ya da ruhsal şikayetleri olanlara kıyasla nadiren tedavide problem çıkarırlar. Son gruptaki güçlük, sıklıkla yalnız başına geleneksel tıbbi tedaviye olumlu cevabın korunmasında ortaya çıkar. 

Çok kere bu talihsiz şahıslar bir hekimden ötekine, bir klinikten diğerine koşarlar ve sürekli hastalıklarının kafalarında olduğunu söylerler. Gerçekten, bu şahıslar çok üzgündürler ve ümitsizce yardım ihtiyacı içindedirler. Hipnoterapinin yardımıyla birçoğu daha normal ve iyi yaşama yoluna sokulabilir. 

Bu teknikler hekimin koyduğu sınırlar içinde uygulanırsa ve hasta da uygunsa tek başına geleneksel tedaviden fayda görmemiş hastalara etkili olarak uygulanabilecektir. Bu yöntemle hastalara yardım etmekten duyduğum memnuniyet hekimlik sanatın bir uygulayıcısı olarak aldığım en büyük ödüldür. Hipnoterapiyi üstlenen bir hekim bu tekniği öğrenmekteki gayreti oranında ödüllendirilecektir. Kıymetli bir tedavi aracına sahip olacak tıp bilimine karşı yeni büyüleyici ve aydınlatıcı bir yaklaşım keşfedecektir.

HİPNOZUN YAPISI

Yazmak, okumak, ata ve bisiklete binmek, araba sürmek, müzik aleti çalmak gibi bir çok hünerlerin üstesinden gelmiş durumdasınız. Herkes bu marifetleri öylesine doğal hissedebilirki; siz bu marifetler hakkında düşünmek ihtiyacını bile hissetmeyceksiniz. Yani bu marifetleri keşfetmede yeteneğinizi engelleyecek herhangi bir kaza olmadan bunları düşünmek zorunda kalmayacaksınız. Böylece, bir çok sıradan yetenek göz önünde bulundurulmayacaktır. Artık her zaman düşünüp pratik yapacaksınız ve hipnozu çatal kulanıyor gibi öğreneceksiniz, tabiki onun olmasını isteyecek ve pratik yapacaksanız. 

Birçok hünerler zihinle ilgilidir, örneğin telefon numarasını hatırlamak , bir dili anlamak, matematiksel hesapları yapmak gibi. Hipnozda zihinle ilgili bir hünerdir. Normal bir zeka ve yeterince güdü sahibi olan herkes hipnozu rahatça öğrenebilir.

Kişilerin hipnoz yeteneğini karşılaştırmak için bir çok dereceler geliştirildi. Örneğin birinin hipnotik kapasitesi gözlerinin başının arkasına doğru çevirmesi ile karşılaştırılabilir. Diğer bir karşılaştırma ise kişiye kolunu belirli bir seviyeye kaldırılması telkininde bulunulduğu zaman kişinin kolu helyum balona takılmış gibi yükselir. Konu ile ilgili detaylı bilgi diğer kitaplarımızda mevcuttur.

Hipnotik fenomenlerin hepsinin olmasa bile, çoğunun günlük hayatta arasıra görüldüğünü ve onları herkesin tekrar tekrar yaşadığını hatırlamakta fayda vardır. Bilinçli beklenti duyusal uyaranlar yaratabilir veya miktarlarını artırabilir. Dövülen çocuk elin vuruşunu gerçek temastan önce hisseder, dişçi sandalyesinde kıvranan şahıs, dönen matkabın dişine temasından önce ağrı duyar. Aksine derin konsantrasyon duyusal uyaranları azaltabilir veya yok edebilir. Radyo ve televizyonu farketmeyecek kadar düşünceye dalabilirsiniz.

Kendisini tamamen yarışa vermiş bir atlet, müsabaka bitene kadar ağrılı bir yaranın farkına varmayabilir. Ağrılı bir ayak siğili olan genç bayan, kendisini büyüleyen erkek arkadaşının kollarında neşeyle dans ederken lezyonun hiç farkında değildir, ancak aynı lezyon çalışırken dayanılmaz derecede ağrılıdır. Bu sebeple, bilinçli düşünceler duyusal uyaranların şiddetini etkileyebilir, fakat hipnotik durumdaki bilinçaltına yönelik düşünceler ve telkinler kadar etkili olamaz.

Aksine, hipnoz sırasında telkinle şikayetler meydana getirilebilir, hemen ortadan kaldırılabilir. Hipnozdaki bir şahıs uygun telkinlerle bilinçaltının güçlü kaynaklarıyla bağlantı kurabilir ve normal bilinçli durumda imkansız olan ruhsal ve fiziksel başarılar gösterebilir. Hasta uzak geçmişte saklı olayları yeniden yaşayabilir veya kasların ve organların gücü üstünde şaşırtıcı hareketler yapabilir.

Kalp ve solunum hızları, kan basıncı, bağırsak hareketler, terleme, mide sekresyonu, mizac değişiklikleri, deri sıcaklığı, menstrüel siklus vs. gibi bazı fizyolojik aktiviteler, doğrudan veya dolaylı telkinle değiştirilebilir. Reaksiyonun kesin şekli hasta hipnozdayken mevcut ruh durumu veya yaklaşım şekline bağlıdır. Örneğin, korku kendisini öfkeden daha değişik şekilde açığa vurur. Bazan, bir analizin yapıldığı esnada, hasta ard arda değişik ruh durumları gösterebilir. Bu, hipnotik durumun dinamik yapısını iyice gösteriyor.

Bir şahıs hipnotik transtayken bilinçaltı hassaslaşır ve etkilenerek harekete geçirilebilir. Hemen göze çarpan temel özellik, şahsın telkine karşı artmış cevabıdır. Hipnoterapinin başarısı hipnoterapistin mantıklı telkinler yapmadaki ustalığına ve yeteneğine bağlıdır. Hastanın bir otomat olmadığı daima akılda tutulmalı ve emirle yöneltilmemelidir.
Hipnotik telkin iki yolla çalışır, şikayetler meydana getirilebilir veya kaybedilebilir. Hemen göze çarpan temel özellik, şahsın telkine karşı artmış cevabıdır. Hipnoterapinin başarısı hipnoterapistin mantıklı telkinler yapmadaki ustalığına ve yeteneğine bağlıdır. Deneğin bir otomat olmadığı daima akılda tutulmalı ve emirle yönetilmemelidir.
Hipnotik telkin iki yolla çalışır, semptomlar meydana getirebilir veya kaybedilebilir. Hipnoz sonrası uygulanmak üzere verilen telkinle normal bir denekte kaşıntı meydana getirilebilmesi ilginçtir. Hasta hipnotik transta bir telkin yapıldığında apaçık hatırlar ve çok saçma olmasına rağmen, hasta genellikle gerçekten kendisinde kaşıntı olduğunu ve kaşınmaya mecbur kaldığını büyük bir hayretle görür.

Yaptığı fenomenleri hipnozun nasıl ve niçin meydana getirdiğini çok az izah edebilmekteyiz. Birçok teoriler teklif edildi ancak hiçbiri genel kabul görmedi. Birçok psikolojik faktörler işe karışır ve fizyolojik faktörlerin önemli bir rol oynadığı (Muhtemelen bazı kortikal beyin değişiklikleri olduğu) konusunda pekçok kanıt vardır. 
Kanıtlar, hipnozun subkortikal aktiviteyi ve diğer korteks sahalarında bağımsız olarak çalışabilen bazı korteks sahalarını ilgilendirdiğini gösteriyor. 

HİPNOZUN TABİATI

Genç ve güzel bayan hipnozitörün gözlerinin derinliklerine baktı, hipnozitörün gözlerinin parlaklığı ve tesir edici ışıkları, güzel bayanı hipnozitörün büyüsü altına götürdü. Hipnozitör sessiz bir şekilde konuştu "Uykunuz geliyor... Göz kapaklarınızın ağırlaştığını hissediyorsunuz... Bütün vücudunuzu zayıf ve kuvvetsiz hissediyorsunuz... Şu andan itibaren benim emrimdesin... Sesim seni kontrol edecek. Emirlerimin hepsine itaat edeceksin..." 

1930'lı yıllarda hipnoz sahne gösterilerinde kullanılıyordu ve şov malzemesi yapılıyordu. O zamanlarda kötü hipnozitörler menfaatleri doğrultusunda genç güzel kadınları kullanıyorlar, kendi isteklerini onlara zorla yaptırıyorlardı. 
Kont Dracula da genç güzelleri, kanlarını emebilmek için hipnoz etmişti. 
Bu gibi örneklerin yüzünden hipnoz olumsuz olarak ele alınıp, sihirli bir tılsım, şeytani hipnozcu ve isteksiz kurban imajlarına sebep oldu. Hakikaten hiçbir şey gerçek yolundan bu kadar saptırılamazdı. 

Svengali bahanedir. Hipnozcunun gücü altında olmak saçmadır, yardımsız transta bulunmak gülünçtür. Son günlerde hipnoz, düşünmenin ve insan aklını kullanmanın doğal bir yolu olarak düşünülüyor ki; bu düşünme muhakemeden ve hayali bilimsellikten çok sanatçının düşüncesi gibidir. Bilim toplumunda hala bilim adamı, sanatçıdan çok itibar görür. Bu tür düşünce teşvik edilmelidir. Çünkü böyle düşünceler hipnozun tehlikeli ve doğal olmadığı düşüncesini yöneltiyor.

1950'li yıllarda T.R. Sarbin'in ve bu günlerde Dr. T.X Barber'in araştırmaları şunları göstermiştir;
Hipnoz, sağ beyin hemisfer aktivitesi ile ilişkilidir. 
Hipnozun büyük bölümü insanların öğrenebileceği bir yetenektir. 
Tüm hipnotik translar esasında oto (self) hipnozdur.
Hipnotik durumdan kişisel olarak yararlanmak için ritüalistik (gizemli) indüksiyon tekniklerine gerek yoktur. 
Hipnozun nasıl bir fenomen olduğunu tecrübe etmek için kendinden geçmek ve derin transa girmek gereksiz bir davranıştır. 

HİPNOZUN TARİHİ

Hipnoz eski bir sanattır, ilk olarak, kutsal kitaplardan önce, büyü, din ve tıp bir ve aynı olduğu zamanlarda dînî ayinlerde kullanıldı. Mısır'da kabile rahiplerinin başarılı tedaviler yaptığı uyku tapınakları vardı. Eski Yunanistan'da tıp tanrıları tapınaklarında hayaller gösterilirdi ve şifalar meydana getirilirdi. Hipnotik anestezi; çivili yatakların üzerine rahatça uzanan veya kızarmış kömürlerin üzerinde yalınayak yürüyen Hint fakirleri tarafından yüzyıllardan beri uygulanmaktadır. Eskiden transın kutsal olduğuna inanılırdı. İlk Hristiyan inanışına göre, hipnoz büyücülüğün bir şekli olarak değerlendirildi. Fakat onsekizinci yüzyılın sonuna doğru, neticede faydalı bir tedavi vasıtası olarak tarif ve kabul edildi. 

1779'da "canlı magnetizm" (animal magnetizm) teorisini ileri süren Viyanalı Dr. Franz Mesmer bir bakıma modern hipnoterapinin babası kabul edilebilir. Dr. Mesmer, hipnozun hipnotistten hastaya doğru akan bir magnetizm şekli olduğuna inandı. Bu magnetizma akışının yöneltilmesiyle hastalıkların tedavi edilebileceğini iddia etti. Birçok faydalı sonuçlar göstermesine rağmen, Mesmer'in teorileri Viyanalı meslektaşları tarafından kabul edilmedi. Bu muhalif yaklaşımlardan bıkan Mesmer 1778'de Paris'te çalışmaya başladı ve Fransız soyluluları arasında "Mesmeric" tedavileri hızla popüler yaptı. Hipnozu etkili bir tedavi vasıtası olarak kullandı, fakat aynı zamanda Marie Anteinette'in sarayındaki halkı eğlendiren bir vaudeville oyuncusu oldu. Mesmer'in etkili usulü ve mistik çevresi onun tedavilerini üzerine düşülen bir merak konusu yaptı. Tedavilerinin Fransız Akademisi tarafından incelenmesi yolundaki isteği dikkate alınmadı. Daha sonra, Fransız Hükümeti tarafından teşkil edilen (Benjamin Franklin'in de içinde bulunduğu) bir komisyon onun çalışmalarını incelemek istediği zaman bir sorgulamaya razı olmayı reddetti. Yüzlerce başarılı tedavisine rağmen, komisyon Mesmer'in bir sahtekar olduğunu bildirdi. Mesmer'in yaptığı inkar edilemez birçok tedaviler, öteki bütün tedavi usüllerinin başarısız olduğu ispatlanmış vakalardı, fakat onun eleştirenlere göre, Mesmer'in teorilerinin akla yakın olmadığı gözden uzak tutulmamalıydı. Bir komite üyesi daha fazla araştırma isteyen küçük bir ropor düzenledi fakat dikkate alınmadı. Bu olayla Mesmer itibardan düştü, Paris'ten ayrıldı ve 1815'de anlaşılmadan öldü. Mesmer'in öğrencileri onun tekniklerini değiştirerek gözden geçirerek teorilerini canlı tuttular ve bunlara "Mesmerism" ismi verildi. 
Mesmer, diğer tıbbi tedavilere cevap vermeyen bazı hastaların tedavisinde hipnozun faydasını ve etkisini başarıyla gösterdi. Kabul edilebilir bir tıbbi işlem olarak hipnozun tedavide kullanımının temellerini attı. 

1841'de, İngiltere'de çalışan İskoçyalı bir hekim, Dr. James Braid, Mesmer ve onun takipçilerinin mistik iddialarını reddetti. Çok şüpheci biri olarak, Mesmer'in tıbbi tedavi iddialarının bilimsel anlayışa yönelik bir hakaret gibi görerek kabul etmedi. Merakını yenemeyen Dr. Braid birkaç mesmerism gösterisine katıldı ve magnetizma teorisini ciddiye almamasına rağmen, transa benzer durumun birçok hastaya faydalı olduğunu gördü. Tecrübesiyle, gözleri zorlamak ve yormak için bir deyneği, onun üstüne ve önüne tespit edilmiş parlak bir cisme baktırarak trans benzeri bir durumun meydana getirilebildiğine inandı. İlkin, gözlerin parlak bir cisim üzerine tesbit edilmesinin transı meydana getirdiğine inandı. Fakat daha sonra onun sadece bir dikkat çekme vasıtası olduğunu, hipnozu meydana getirici bir özelliği olmadığını anladı. Braid, böylece (Mesmeric) etkinin magnetizmle ilgisi olmadığını fakat bütünüyle subjektif olduğunu gösterdi. Sekonder bir bilincin varlığını kabul etti ve magnetistlerin fantastik teorilerini ayıklayarak hipnozun bilimsel bir temelini formüle etti. Yunancada uyku anlamına gelen "Hypnos"dan hypnosis kelimesini türetti. Braid'in tedavi raporları saçma olarak damgalandı ve Britanya Tıp Birliği önünde bu konuda konuşmak isteği geri çevrildi. 
Mesleki ününü İngiltere'de hipnoza deste sağlamak için sonuçsuz bir teşebbüse harcadı ve bu çabaları sebebiyle tıp çevrelerince bir sahte doktor ve şarlatan olarak nitelendirildi. 

Hindistan'da, Calcutta'da çalışan bir İngiliz cerrahı Dr. James Esdaile ile 1840'dan 1845'e kadar hipnoanesteziyle operasyon yaptı. Bu, anestetik ajanların keşfinden önceydi, bağıran ve çırpınan cerrahi hastalarının operasyon masasına kayışla bağlandığı zamandaydı. Esdaile, hipnozu binlerce küçük ve büyük operasyonda başarıyla anestezi için kullandı. Hastaları tarafından takdir edilmesine rağmen, kıskanç arkadaşları onu bir şarlatan olarak nitelediler. Gözden düşerek İngiltere'ye döndü ve Britanya Tıp Derneği tarafından cerrahlık yapmaktan menedildi. 
Sahasında en ünlü olan nörolojist Jean Charcot, hipnozu bir tedavi tekniği olmaktan ziyade, histeri için bir tanı kriteri olarak değerlendirdi. Hipnotizma işlemi sırasında aktive olan görünmez bir sıvının işlemdeki etkili ajan olduğuna inandı. 


Bir Fransız hekimi, Liebeault, Braid'in çalışmalarını öğrendi ve hipnozla mükemmel sonuçlar elde etmeyi de başardı. Bütün zamanını hipnoterapiye vakfetti ve onun gelişiminde birçok önemli katkılarda bulundu. Braid gibi, o da, hiphotik transın meydana getirilmesinde primer faktörün magnetism değil telkin olduğuna inandı. 

Bu yazı toplam 187 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2018 Son Dakika Patnos Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 05323083155